
Kisa bir plaj tatili sonrasi büyük şehre donuşum hafta başına rastlayinca (sanirsiniz kazayla oldu) pazartesi günümü angarya ve gerçeğe adaptasyon temasına ayırdım ve her turlu lüzumsuz is tamamlanır gibi olunca mahallemin alçakgönüllü cafelerinden birine attım kendimi.
Aslında yeni bir çamaşır makinesi almak için girdiğim talihsiz dükkanda, OTV ve KDV indiriminin herkese uygulandığını ve benim gibi bir pis pazarlık yapan birinin hükümetin ianeleriyle yetinmeyeceğini; hiç ihtiyacım olmasa da en azından bedava bir davlumbaz ya da elektrik süpürgesi almadan şuradan şuraya adim atmayacağımı anlatıyordum ki dünya efendisi Nişantaşı Bosch bayii kendi mali durumunu kurtarmak üzere de olsa bos bakışlarımı hayra yormayıp, siz iyi misiniz deyince saat 17.05 itibarıyla daha kahvaltı etmediğimi hatırladım.
En yakin tesiste sipariş verirken bir yanımda minyatür bir laptoplu surati 30larin sonu, şortu 8-11 yas gosteren bir adamcagiz; obur yanımda da 40larin basında ama pantolonu göbek deliğinin 8 parmak (dolma hesabi) üzerinde durduğu için yaşından oldukça fazla gösteren bir başka zat vardı. Dikkat edin biri adam oburu zat ama. Zat'in pantolon ince kumaş gibi dursun diye özenle seçilmiş Dockers' tarzı fakat nedense paçası bol olduğundan ayakların 36.5, kanaatten 37 numara olduğu hemen fark ediliyor.Benim ayağım 40 numara ve ayakları küçük olan insanların hep dengelerini kaybedip düşecekleriyle teselli buldum yıllarca, simdi bu kalkarken ustume dusmez insallah diye yine dusundum aslinda.
Gayet abuk sabuk siralayarak omlet, yeşil cay, carpaccio gibi ne öğün niyetine yendiği belli olmayan bir sipariş verdikten sonra laptoplu arkadasın yanında bir rulo koli bantini durmaksızın 5er cm lik parçalar halinde keserek masanın etrafını donatmasını seyre daldım. Allahtan adam huşu içinde kendinden geçmiş bir halde bantları parça pincik etmeye dalmıştı ki benim seyretmemi fark etmedi, ve parçaları gelişigüzel kırmızı kasa laptopun orasına burasına sarmaya başladı. Alet 5 dakika içinde Ramses'in mumyasına dondu, " klavye ve ekranı da kaplasan acayip havali olursun" dememek için kendimi zor tuttum. Ama enerji bombasi komsum bir anda o muhteşem koli bantindan bu sefer 1er santimlik parçaları yolmaya başlamis ve beni fark edemeyecek halde olduğundan artik açık açık seyremeye basladim. Bu sefer de Motorola'nin 2-3 yil onceki Razor modelini bandajlamaya aldi. Kapaklari biribirne yapistirmadi herhalde diye bakmaya calisirken munasebetsiz garson siparisimi getirip, goruntumu kapatti.
Garson cekildiginde Ramses 1 laptop, Ramses Junior ceptel ve 2ci sayfasi acik Kelebek ekiyle gayet cok yonlu bir portre cizen siyirmis IT'ci arkadastan bir surelugine ceviridm bakislarimi, Nitekim omlet ve carpacciom luzumsuz bir yigin yesilliin arasinda gelmis ve aktif catalla ayiklama becerileri gerektirir durumdaydilar. Herkesin icinde yemegiyle bik bik oynayan ariza kadin tipine illet oldugumdan, dikkat cekmeden yapmaya calismam da tabii goz-kol koordinasyonumum busbutun tavan yapmasina sebep oldu. (sakarliklarimi ayri bir ansiklopedide topluyorum, facebook'un kotasi yetmez).
Neyse cok dagitmayayim. Bu esnada pantalonlu zat saat 5 bonfilesinin son parcalarina gelmis ve her parcadan sonra agzini peceteyle pudralar gibi pat pat ortuyor ve bir eliyle de garsonu cagirmak icin parmagini siklatiyordu. Tabii cok antrenmanli bir poz bu, kolay degil bir el pecetyi birakack obur elin de orta ve bas parmagindan oyle "shrak shrak" ses cikacak, aynada prova etmeden sagda solda denemeyin, mahcup olursunuz. Tecruibeli siparisci Turk kahvesini isterken cep telefonu caldi. Buraya kadar hersey normal gibiydi.
Ancak takip eden 20 dakikada gelen diger 4 telefonla bu kisinin Nisantasi Reklam burosu gibi bir misyonu oldugu ortaya cikti. Her lafa ben Nisantasinda'yim diye basliyor, sonra karsi tarafin derdini dinler gibi yapip yine koordinatlarini bildiyiyordu. Bu arada gayet yuksek montanli bir teminat mektubuna aracilik yaptigi ve baska bir odeme icin de sahsa kefil olmayi da onerdigi duyuldu. Bankacilikta gecen yillarimda kredi ve tedarikci kontrolu yaparken bu adami tanisaydik ne kolay oldurdu diye dusundum. Kendisi Avrupa yakasinin kahramanlarindan Burhan Altintop'un agabeyi gibi oldugundan Kemalettin Altintop olarak kodladim ve ne kolay olurdu diye dusundum.
"Alo Kemalettin bey, filanca sirketi nasil bilirsiniz?" diye telefon acardik, " Guzelim ben Nisantasindayim, herseyine kefilim" deyince sak diye krediyi cikartridik.
Ben bunlari kurarken, Kemalettin Bey artik kantarin topuzunu iyicene kacirmis, bonfilesinin lifleri daha bogazinda dururken, "Canim Kumkapi'da ne isiniz var, kalkin gelin Nisantasi'na ben size burada en alasindan balik yediririm. Bak bekliyorum, gelmezseniz cok darilirim" diye Pazartesi trafiginde insanlara cehennem azabi cektirmek icin yeni yollar pesindeydi. Balikcinin neresi oldugunu bilmedigime mi hayiflansam, saat 5 te bonfile yiyen adamin 8de balik yemeyi kuran istahina mi imrensem bilemedim. Atiyor canim iste belli, yok utanmasa fasil da getirtirim diyecek ama modern karizmasi cizilmesin diye onu dahil etmiyor resme.
Bir anda icim daraldi, psikopat miknatisim yine mi devreye girmisti yoksa yukarisdan bana |korkma o kadar da catlak degilsin, bak daha neler var" sinyali miydi ayirt edemedim. Hesabi odeyip kendimi eski adi itriyat deposu, moda deyimi drugstore olan uzakdogu zincirne attim.
Her renginden 5er paket istifledigim islak mendilleri sepete doldururken arkadan citir onden daha iyi gunler gormus oldugu belli bir bayan kizimiz geldi. Gelisi civardaki insaat makinalarinin sesini bastiran cirlak ve yuksek perdeden cep telefonu gorusmesiyle hepimizi felce ugratamak seklinde oldu. Kizimiz telefonda erkek arkadasi oldugu istedigi jilet ve tras kopugu miktariyla ortaya cikan "MinnnossH'uyla konusuyordu. Minnos zaten kadin olsa parayi direktman bir epilasyon klinigine yatirsa daha karli cikardi. Ancak Minnos'un metorseksuel istekleri em kepekli hem de donuk saclar icin sampuanla bitmiyor, kendisine vazelin, cimbiz, limon kolonyasi opsiyonlari siralaniyoru. Magaza gorvelileri sesten is yapamaz duruma geldikleri icin yardim oneriyolar, ancak kizimiz o arada Minnos'a cilve yaptigindan hepsini tam anlamiyordu. Tirnak makasi vs bolumnde secenekleri sayarken gorevli arkadasiniz askere mi gidiyor dedi. Tam o sirada telefon kapaninca saskinlar kralicesi "aaa nasi bildiniz" dedi. Cocukcagiz siparis listesinin tanidi geldigini ancak makas, cimbiz, jilet gibi kesici esyalar giriste el kondugunu, bunlari kontrol etmesi gerektigini soyledi. Ben de artik dilimi tutamayip, sampuan da listede mi, saclarini kesmiyorlar mi" deyiverdim. Kiz ikimize birden "e yani benim askerlik tecrubem yok, bunlari nasi biliyim ki" diyince artik sustum. Hani yavrucum sende bir orduyu ugurlayacak potansiyel var ama bu sefer "basa gelince ogreniyor tabii insan" deyip savusturdum. Tek derdim kasada benim odediklerimin parasini alacak bir gorevli bulmakti, uzayli geckin citir, en buyuk asker Minnos'u tekrar arayana kadar heseri odeyip ciktim.
Eve donmek guzel sey, 100 metre otemde bile bu kadar catlak gordukten sonra kendimi cok akli basinda hissettim....